şehirler ve aşklar
Ferhat kim ki...
Hani Nerede Onlar
ORUÇ VE NEFSİ ARINDIRMAK
Serdar AKSOYSerdar AKSOY
ORTADOĞU KAN KUSUYOR
26.07.2013 00:00:00

      Ortadoğu’da karışıklar alabildiğine devam ediyor. Neredeyse her gün yeni bir örgütün adını duyuyoruz. Yine her gün onlarca kişinin, gerek çatışmalarda gerekse de bombalı eylemlerde, öldüğünü duyuyoruz. Küçük yaştaki çocukların yerde yatan bedenlerini gördükçe yüreğimiz sızlıyor. Fakat ilginçtir batı medyasında ya da bizim kimi gazete ve televizyonlarımızda İngiltere’nin yeni doğan veliahtıyla ilgili boy boy haberleri okuyoruz. Gerçekten vicdanı olan insanın isyan etmemesi mümkün değil. Bir yanda çoluk çocuk dinlemeden öldürülen insanlar diğer yanda Anglo-Saksonların yeni veliahtı. Hangisi daha fazla haber değeri taşıyor? İnsanlığın öldüğü yok olduğu hiçbir vicdanlı insanın kabul etmediği katliamlar haber değeri taşımazken diğeri hakkında onlarca haber. Biraz vicdan demekten kendimi alıkoyamıyorum.

      Ortadoğu’nun sınırları yirminci yüzyılın başında Britanya tarafından suni olarak belirlenmiştir. Kendi çıkarları doğrultusunda hiçbir sosyolojik veriye dayanmaksızın sadece petrol gelirleri göz önüne alınarak İngiltere tarafından çizilmiş ve bu ülkelerin yönetimlerine de emperyalist çıkarları doğrultusunda güçlü ama güdümlü aileler yönetime getirilmiştir. Aslında bugün yaşadığımız sorunların temel kaynağı da budur. Ortadoğu’da yaşayan halklar hiçbir zaman kendi geleceklerini tayin edememiş ve yaşadıkları topraklar büyük devletlerin oyun sahası haline gelmiştir. Suriye, Filistin, İsrail, Irak, Mısır, Lübnan…vs bunların hepsinde aşağı yukarı her gün toplu katliamların olduğu konusunda haberler gelmektedir. Mısır’da yaşanan darbenin hemen ertesinde; Gazze’de dünyadan tecrit edilerek yaşamaya zorlanan halkın temel gıdasını sağlayan tüneller kapatılıyor. Yetkililer Gazze halkına yetecek sadece iki haftalık gıda kaldığını belirtiyorlar. Tabi yeni Mısır hükümetinin ilk icraatının bu olması darbenin altında yatan gerekçeleri de ortaya çıkarmış oluyor. Diğer yandan Irak’ta oluk gibi kan akmaya devam ediyor. Bu mübarek ramazan ayında bile taraflar birbirini öldürmeye devam ediyor. Ortadoğu’da akan kanın tek gerekçesinin emperyal güçlerin oynadıkları oyundur diyerek kestirmeci bir tavır içine de girmek istemiyorum. Daha düne kadar yan yana yaşayan kesimler eğer birbirini gırtlaklıyorsa bunun altında yatan o bölgeye özgü sosyo-ekonomik şartlara da bakmak lazım. ABD halkları, farklı mezhebe inanları birbirine karşı kışkırtıyor demek aslında ortada kışkıracak kesimlerin olduğunun da bir göstergesidir. Birileri bizi kışkıtsada biz de kışkırıp yakıp yıksak diyen silahlı güçlerin hazır kıta olarak beklediğini de görmeliyiz.

         Yazımın ilk satırlarında belirttiğim gibi 1900’lü yıllarda o dönemin süper gücü olan İngiltere tarafından belirlenmiş sınırların sorunun temelini oluşturduğunu belirtmiştim.  Bugün itibariyle de hangi büyük ülke olursa olsun Ortadoğu’yu kendi istediği biçimde rahatlıkla biçimlendiremeyeceğini belirtmek istiyorum. Mısır halkının darbeye karşı gösterdiği tepki bunun en güzel örneğidir. Eğer bir ülkeye demokrasi gelecekse bunun ön koşullarının orada yaşayan yurttaşlar tarafından belirleneceği, dış müdahaleler ne kadar yoğun olursa olsun, sonuç itibariyle yerel insiyatiflerin ağır basacağını net olarak görmeliyiz. Irak,Afganistan,Mısır’da  dış müdahalelerin o ülkelerde ciddi şoklar yarattığı aşikar ama sonuçta ülkelerin iç dinamikleri mutlaka zamanla ön plana çıkacaktır ve çıkıyor da. Ortadoğu’da Osmanlı’dan sonra düzenin kurulamadığını her ne kadar batılı güçlerin projeler üretse de bu projelerin hiç birinin kalıcı olmadığını görüyoruz. Peki kalıcı barış Ortadoğu’ya ne zaman gelir ne zaman akan kan durur sorusunun cevabı kolay değildir. Orta vadede kalıcı barışın yakalanması zor görülüyor fakat esas olan bu bölgede yaşayan halkların kendi kaderlerini tayin hakkının esas olduğudur. Demokratik kültürün oturmadığı bir bölgede halk kendi kaderini nasıl tayin edecek derseniz elbette bu da kısa vadede zor görülüyor.

                 Sonuçta Ortadoğu’da yaklaşık 100 yıldır yaşanan insanlık dışı görüntüler bugün halen daha devam etmektedir. Batının iki yüzlü siyaseti burada kendisini çok aleni bir şekilde gösteriyor. Bu yüzyılda bile tezgahlanan darbeler, katliamlar bölgede sıkıntının daha çok uzun süreceğini maalesef göstermektedir.