Mekanlar ve İnsanlar (Melek BALSEVEN & S.Derya BOSUT)

31 Mart 2017 Cuma   08:13

S.D.B: Öncelikle kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Belma Yüksel: 1986 Menemen doğumluyum. İzmir Ekonomi Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü´nden 2009 yılında mezun oldum. Yaşar Üniversitesi´nde aynı bölümde yüksek lisansımı 2011 yılında tamamladım. 2009 yılından bu tarafa çalışma hayatını yüksek lisans ile devam ettirdim. 1.5 yıl sürdü. Hem okumak hem çalışmak benim için problem olmadı.

 

Muzaffer Yüksel: 1989 Menemen doğumluyum. 2012 yılında Yaşar Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü´nden mezun oldum. Şu an Yaşar Üniversitesi´nde Şehir Planlaması üzerine yüksek lisans yapıyorum. Ben de üniversite yıllarında hem okudum hem çalıştım. Şirketimizi 2011 9 Eylül´de kurduk. Kuruluştan önce de babamızın yanında firması altında çalıştık. Biz kurduktan sonra da kendimiz devam ettik.

 

S.D.B: Sizleri bu sektöre yönelten neydi? İsteyerek mi seçtiniz aileden gelen bir zorunluluk muydu?

Belma Yüksel: Asla, hiçbir zorunluluk olmadı.

 

Muzaffer Yüksel: Zaman içinde sevdik aslında. İlkten çok mu sevdim yalan söylerim. Ben çocukluğumda babamın inşaatlarına gidip çivi topluyordum. Bu çivileri doğrultup babama geri satıyordum. Bunu babam istemişti. Cumartesi günleri para aldığım zaman hoşuma giderdi ama haftanın beş günü ağladığımı bilirim. Çocuk aklımla ağrıma gidiyordu. Okuldan çık, önlüğünü çıkart, çivi topla. Arkadaşlarım play station salonuna veya Çiğli Tanşaş giderdi. Şimdi dönüp baktığım zaman akranlarımla aramdaki farka, iyi ki babam beni çalıştırmış ki bugün yaptığım işi bilerek yapmaya çalışıyorum diyorum.

 

S.D.B: Yani bu seviyeye birden gelmedin?

Muzaffer Yüksel: Yok mümkün değil, ellerim nasır bağladı.

 

M.B: Sen gerçekten emekçi bir babanın emekçi bir oğlu olarak oradan başladın ve devam ettin. Belma belki çivi toplamadı ama o iş hayatının, inşaatın ne demek olduğunu sürekli aile ortamında dinleyerek, gözleyerek öğrendi. İşin gerçekliğini bilerek bu işi tercih edenlerdensiniz.

Muzaffer Yüksel: Kesinlikle. Bizim işimiz kesinlikle ve kesinlikle bir ekip işi. Biz bir ekibiz aslında.

 

M.B: İşiniz içinde ciddi bir işbölümü var sanırım? 

Belma Yüksel: Aynen. Sorumluluklarımızı bildiğimiz her projede çok daha başarılı ve hızlı ilerliyoruz. İş programı geldiğinde müşteriye bir takvim veriyoruz, bu takvimin de aksamaması için hepimiz üzerimize düşen görevi yaptığımızda başarıya ulaşabiliyoruz. Her projede birbirimize destek oluyoruz.

 

M.B:  Aile olarak işi sürdürmenin sizler için avantaj ve dezavantajları nelerdir?

Belma Yüksel: Bizim için babamız en iyi çalışma arkadaşı oldu.  Hata yapınca farkına vardık, öğretimiz oldu. Her aşamayı birlikte paylaşabildik ki bizim yürüme adımlarımız daha sağlam oldu, belki küçük belki büyük ama hep düz yolda devam etti. Akabinde kötü tarafı sektörde kavga da edebiliyoruz ki kavga ettiğim kardeşim veya babam olabiliyor. Tatlı tarafı eve gidince anne bir sıcak yemek yapıyor ve hepsini tatlıya bağlıyor. Aslında kötü tarafını yaşamadık. Belki aile içinde gördüğümüz terbiye, sevgi, saygıya bağlı. Gün içinde işte yaşanan olumsuzluklar asla eve taşınmaz. Benim müşterimle aramda yaşanan sorun çözemeyeceğim çıtaya yükselir, o süreçte ben geri kalırım ve erkek olarak Muzaffer devreye girer. İlk proje anında proje yöneticiniz benim ama biz üç kişilik bir firmayız bilgisini muhakkak veririz. Negatifliğini çok az gördüğümüz bir durum. Daha çok pozitifliğini gördüğümüz, ilerlememiz için birbirimize önerilerde bulunabildiğimiz bir durum. Her proje bize yeni bir şey öğretiyor. Herkesin hayatına dokunuyoruz aslında.

 

Muzaffer Yüksel: Biz maalesef müşteri seçemiyoruz. Müşteri bizi seçiyor. Asarlık´tan da, Mavişehir´den de müşterimiz var. Çiğli Organize´de dev fabrika binasını da biz yaptık. Ciddi markalarında işlerini biz yapıyoruz.

 

S.D.B: Tavsiye üzerine mi geliyorlar?

Muzaffer Yüksel: Genelde öyle.

 

Belma Yüksel: Ev müşterisi bizim için çok önemli. Bir bayanın memnun kalması da, memnuniyetsiz kalması da büyüyebiliyor. Bayanın memnuniyeti bu konuda çok önemli. Erkek sadece ödeyeceği bütçe ile ilgileniyor. Aynı zamanda evin bayanı bize emanet. Buna da dikkat ediyoruz. Kurumsal firmalar arasında işler ise referans ile yürüyor.

 

Muzaffer Yüksel: Firma ne yaptıracağını bilir. Ama Ayşe teyzenin ne istediğini idrak etmemiz, hayallerini yerine getirmemiz bazen bizi çok zorlayabiliyor. Çünkü Ayşe Teyze düşüncesini bize aktarmıyor. Ayşe teyzenin beynini okuyup düşüncelerine erişmemiz gerekiyor.

 

Belma Yüksel: Bazen kafa da karışık gelebiliyorlar. Bizler için televizyon bir kriter, diziler bir kriter, kataloglar bir kriter. Aslında biz istiyoruz ki ne istediklerini bilerek gelsinler. Marangozdan farkımız mimari eğitim almamız. Kişi geldiğinde diksiyon, giyim-kuşam, mimikten kişiyi çözümleyebiliyoruz. Tarzını yakalayabiliyoruz. Ön bilgiye vakıf olabiliyoruz. Sonraki aşama evdeki rölöveye gittiğimizde, üçüncü aşama da üç boyutlu çizime kalıyor. Tek sıkıntı katalogu getirip bunu istiyorum demek onu da sabit fikirli yapıyor, bizim de gelişim sürecimizi durduruyor. Fuarları çok sık takip ediyoruz. Her malzeme her yerde kullanılabiliyor artık. Önemli olan fikre açık olmak, mimara güven duymak. Çalışmanın üç boyutlu halini beklemek.

 

Muzaffer Yüksel: Biz müşterimizin ampulünü değiştiremezsek o müşterimizin banyosunu, mutfağını, kapısını değiştiremeyiz mantığı ile çalışıyoruz. O ampulü değiştiriyoruz ki oraya kartvizitimiz girsin. Bu mantıkla iş işi getirdi. Küçük büyük iş ayrımı yapmadık. Pazar günü kahvaltı sofrasından kalkıp da musluğu akan müşterimize çözüm üretmek için mesai harcadığımızı bilirim. 7 gün 24 saat çalışan araçlarımız var, arıza hattımız var. İşte sürekliliği sağlamada en büyük pay babamızın sektördeki uzun geçmişi. Aynı ustalarla veya şimdi oğulları ile çalışıyoruz. Personeli de aile gibi görürüz. İyi günde kötü günde hep beraber olmaya çalıştık.

 

M.B: Babanızdan aldığınız en önemli gözlem, ders neydi?

Muzaffer Yüksel: İşine karşı sadakat. Aşırı derecede sabırlı ve kontrollü olması. Olaylara pozitif bakmayı bilmesi.

 

Belma Yüksel: Sadakat ve insaniyet.

M.B: Peki bu hikayenin gizli öznesini de ben biliyorum. Annenizin bu gelişimde desteği ve katkısı ne oldu?

Belma Yüksel:  Anne bizde birinci hanımağa. Gizli kahramanımız. Kurtarıcımız. Güçlü evlatlar yetiştiren de zaten güçlü bir annedir.

 

S.D.B: Şimdiki hedefiniz ne?

Muzaffer Yüksel: Tadilat işinde 10 metre kare dükkan ile işe başladık. Bugün 2 şube bin metre karelik imalathaneye sahibiz. Ciddi firmaların bayiliklerine sahibiz. Bununla birlikte de Menemen´de ciddi bir oluşuma gidiyoruz. Önümüzdeki ay sonunda nasip olursa Menemen´de yapı market açıyoruz. Bin 300 metre karelik bir yapı market olacak. Sektörde bir adım daha ileriye gidiyoruz. Metre kare ve ürün skalası olarak bölgenin en büyük mağazası olacak. En büyük şansımız bu sektörde babamızın adı var, geçmişi var. Garaj karşısında yaşama geçecek My Concept Yapı Markette büyük ablamız da bizimle birlikte çalışacak.

 

BİZDE KALANLAR

 

Büyük cam kapıdan, ferah bir ofise girerken sıcak gülümsemesi ile bizi karşılayan Belma Hanım ve Muzaffer Bey´den aile olmanın gücünü ve güç birliğinin güzelliklerini dinledik bu hafta. Ne ara büyüdüklerini anlamadığım bu iki genç insanla dünden, bugünden ve yarından konuştuk. Çok keyifli bir sohbetti. Okurken aynı duyguların sizlere de geçtiğini tahmin ediyorum. O genç ve samimi insanların hikayeleri hem çok keyifli bir o kadar da öğretici. Belma Hanım ve Muzaffer Bey çocuk yaşlarda içinde oldukları bir sektörün alaylısı olmuşlar, yetmemiş okulunu okuyup uzmanlıklarını almış ve alaydan gelen birikimi eğitimle tamamlamışlar. Babanın iş disiplini ve iş ahlakını, sabrını; annenin hayata karşı duruşunu ve sosyal iletişim becerisi koymuşlar üzerine. Zaten süregelen bir işe bütün bu birikim ve emeklerini katıp beraberlik içinde daha da geliştirmeyi başarmışlar. Yüksel İnşaat, MY CONCEPT MİMARLIK markasına oradan da yeni mekana doğru ilerliyor. Aile fertlerinin aynı zamanda iş ortağı olduğu bu yapıya yeni işte abla Berna Hanımın da katılımıyla  babaları üç evladı ile yoluna devam ederken, yetişen torunlara da yol açtıklarının farkındalar. Görünen o ki hikayemizin gizli öznesi Şükran Hanım eşine ve çocuklarına daha çok sofralar kuracak, o masa başında her geçen gün çoğalarak büyüyen bir aile olarak başarılarını ve birlikte olmanın keyfini paylaşacaklar. Bu güzel aileye birlik, beraberlik içinde mutlu bir hayat ve işlerinde bereketli kazançlar dileyerek ayrılıyoruz mekanlarından.



Sayfa Adresi: http://www.menemeninsesi.com.tr/haber/Mekanlar-ve-Insanlar-Melek-BALSEVEN-S-Derya-BOSUT-/3051