Çok önemli bir gurme. Yeme içme sanatını çözmüş. Hangi yemeği, içeceği getirseler şöyle bir tadar, ağzında gezdirip koklar, içinde şunlar var şöyle hazırlanmış der. Asla yanılmazmış. Ünü sınırları aşmış, her yerden ünlü şefler barmenler marifetlerini sergileyip sınamaya kalkmışlar üstadımızı. Ne gam bizimki her tadı biliyor, çözmüş işi. Günün birinde bir ihtiyar çıkmış gelmiş kapısına. Ben size öyle bir içecek sunacağım ki asla içeriğini söyleyemeyeceksiniz demiş. Kibirle kasılmış diğeri nasıl olur ben ki bütün dünya tatlarına vakıf, senin hazırlayacağın içeceği mi çözemeyeceğim. Neyse demiş hazırla bakalım şu gizemli içkiyi. Şahitler hazırlanmış, pırıl pırıl bir bardakta gelmiş gizemli Sıvı. Bizimki şöyle almış eline bardağı önce gözleriyle İncelemiş. Bir yudum almış ağzında gezdirmiş. Sonra koklamış. Bir kez daha ve sonra tekrar. Yok demiş hiçbir şeyi tanıdık gelmedi bu bambaşka bir şey. Nedir bu içtiğim? Müstehzi bir edayla gülümsemiş bilge dedemiz. Su demiş. Su sadece su. O kadar çok şey biliyorsun ki sadeliği doğallığı unutmuşsun. İşte samimi insanların da tıpkı o bardaktaki su gibi anlaşılması, tanınması oldukça zor, çok bilmiş kurnazlarca .