İzmir’in Foça İlçesi’nde Eğitim İş Sendikası mensubu öğretmenler İstanbul’da bir okulda öğretmen arkadaşlarının katledilmesini protesto etmek ve okulda can güvenliklerinin olmadığına dikkat çekmek için 3-4 Mart 2026 günleri derslere girmediler. Öğretmenler yaptıkları basın açıklamasında Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin”e “okullardaki güvenlik zafiyetinin önlenmesi için daha kaç öğretmenin can vermesi gerekiyor” diye seslendiler. Nihat Dirim Barış ve Demokrasi Meydanı’ndaki basın açıklamasına Eğitim İş Sendikası mensubu öğretmenlerin yanı sıra, Eğitim Sen üyesi öğretmenler, Foça Belediye Başkanı Saniye Bora Fıçı, bazı belediye meclis üyeleri, İYİ Parti İlçe Başkanı Mehmet Amaç, bazı STK temsilcileri ile Tüm Emeklilerin Sendikası Foça Şubesi üyeleri de katılarak destek verdiler. VİCDANIMIZ SIZLIYOR AKLIMIZ KABUL ETMİYOR Basın açıklamasını katılımcılar adına Eğitim İş Foça Şubesi Eğitim Sekreteri Demet Doğan okudu. Konuşmasına “Bu ülkede okulda yine bir öğretmen öldürüldü. Artık yeter.” Diyerek başlayan Doğan olayın, yıllardır görmezden gelinen uyarıların, itibarsızlaştırılan öğretmenlerin, güvenliksiz bırakılan okulların bir sonucu olduğunu söyledi Demet Doğan; “Öğretmenimiz Fatma Nur Çevik, İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde, Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde, okulda. eğitim yuvasında katledildi. Çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin en güvende olması gereken yerde, 44 yaşında bir meslektaşımızı kaybettik. Yaralılarımız var. Vicdanımız sızlıyor, aklımız kabul etmiyor. Uzun süredir okula gelmeyen bir öğrencinin, elini kolunu sallayarak bıçakla okula girebilmesi, iki öğretmeni ve bir öğrenciyi hedef alabilmesi, bir öğretmenimizin hayatını kaybetmesi, “münferit bir olay” değildir. Okulların güvenliksiz bırakılmasının sonucudur. Bir kamu çalışanı görev yaptığı yerde devlet tarafından korunamıyorsa orada kamu otoritesinden söz edilemez. Buradan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e soruyoruz. Daha kaç öğretmenimizin can vermesi gerekiyor? Okullardaki güvenlik açığının bedelini canımızla mı ödeyeceğiz? Öğretmenler her gün ölüm korkusuyla mı derse girecek? Şiddetin tek bir faili yoktur. Bu cinayetin arkasındaki zihniyet; öğretmeni ötekileştiren, her fırsatta hedef gösteren, “herkes öğretmenlik yapabilir” diyerek mesleği değersizleştiren anlayıştır. Öğretmenleri çalışmamakla itham eden, emeğini küçümseyen, itibarsızlaştıran siyasi dildir. Dünyada “Başöğretmen” unvanını taşıyan tek lider olan Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözü bugün kulaklarımızda çınlamaktadır:?“Bir toplumun uygarlık düzeyi, öğretmene verdiği değerle ölçülür. Bugün öğretmene değer verilmeyen bir sistemin sonucu ile karşı karşıyayız. Alışveriş merkezlerine bile kesici-delici aletle girilemezken, okullara rahatlıkla girilebiliyor! Bu bir tesadüf değil; bu bir yönetim zaafıdır. Eğitimde Şiddet Yasası derhal çıkarılmalıdır. Tüm eğitim kurumlarında etkin güvenlik önlemleri alınmalıdır. Eğitimcilerin, sendikaların ve alan uzmanlarının katıldığı somut bir eylem planı hazırlanmalıdır. Failler caydırıcı şekilde cezalandırılmalıdır. Şiddeti meşrulaştıran medya içerikleri denetlenmeli, toplumsal şiddetle mücadele kamusal bir politika haline getirilmelidir. Bilim dışı, çağdışı müfredat yerine; barışı, birlikte yaşamı, eleştirel düşünceyi öğreten programlar hazırlanmalıdır. Öğretmenler canından endişe ederek okula gitmek istemiyor!?Biz can korkusuyla çalışmak istemiyoruz!?Can güvenliğimizin olmadığı bir eğitim sistemini kabul etmiyoruz. Artık yeter”dedi. Seyfi GÜL/FOÇA