
Mor cepkeni sardım beline
Kilit vurdum diline
Kına yaktım, minik eline
Ah benim kınalı kuzum
Dertleri sıralı kuzum
Yürekten yaralı kuzum.
Bir annenin kızının çeyiz sandığını hazırlarken yaktığı ağıt yürekleri dağlıyordu. Yörük geleneğiydi kız çeyizine kıyısı sırma oyalı mor cepken koymak. Eğer kız, eşi tarafından şiddete maruz kalırsa bu mor cepkeni giyerek köy meydanına çıkar, köylü de halinden anlar, eşini ondan uzak tutarak onun bakımını üstlenirdi. Kadının konuşmadan anlaşılmasıydı mor cepken.
Geçtiğimiz günlerde Türk bilim insanı Canan Dağdeviren New York’ ta düzenlenen “Ne giyiyordun” projesinde mor cepkeni giyerek podyumda yürüdü. Cinsel istismar mağdurlarını suçlayan bakış açısına karşı, kıyafetlerin yaşanan şiddetle hiçbir alakası olmadığını anlatmak istedi. Giydiğin cepken bir giysi değil, biinlerce kadının gönlünde taşıdığı ağır bir duyguydu.
“Hiçbir kadının mor cepkeni giymeyeceği bir gelecek için yürüyorum” dedi. Canan Dağdeviren’in sırtına değil ama gönlüne ağır gelmişti bu cepkeni giymek. Kadınların vücudundaki, yüreğindeki morlukları hissetmişti her adımda. Giymeyi bile cesaret edemeyen kadınlar için yaşardı gözleri. Kadının derdini sözle değil, giydiği kıyafetiyle anlatmasıydı acı olan.
“Sandıklara mor cepkenin koyulmadığı, kadına şiddetin konuşulmadığı bir hayat hepimizin sorumluluğudur.”
Unutmayın ki “Kadınları geride bırakan toplumlar geride kalmaya mahkumdur.”
Hoşçakalın
Yazdır
Önceki sayfa
Sayfa başına git
|
![]() Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım. |
